|
HASTALIKLAR
12.
YEME BOZUKLUKLARI
ANOREKSİYA NERVOZA
Anoreksiya nervoza vücut yapısında ağır
bir bozuklukla karakterize, zayıf olma adına sıklıkla ölesiye açlık
sınırına getiren bir durumdur.
Kadınlarda, erkeklere nazaran daha sık
görülür ve başlangıcı genellikle ergenliktedir. Bozukluğun bulunduğu
genç kadınlarda altta yatan psikolojik rahatsızlık kuramları
arasında genç kızlıktan kadınlığa geçişi çevreleyen çatışmalar
bulunur.
DSM-IV’ te anoreksiya nevroza için tanı
ölçütleri beden ağırlığının beklenen en az kiloda veya üzerinde
tutmaya karşı ısrarla ret etme veya belli bir büyüme dönemi boyunca
beklenen kilonun alınamamasından oluşur. Her iki durumda da beklenen
kilonun %85’ in den düşük beden ağırlığı kaygı uyandırıcıdır. Menarş
sonrası kadınlarda anoreksiya nervoza ölçütlerini karşılamak için
ardı ardına en az üç menstrüel siklüs görülmemiş olmalıdır.
Ergen ve genç erişkin öğrenciler
arasında %4’ün üzerinde bir oranda çeşitli türlerde yeme
bozuklukları bildirilmiştir.
Anoreksiya nervoza’nın başlangıcı en sık
ergenlik yıllarının ortaları olmakla birlikte, %5’i aşan oranlarda
erken yirmili yaşlarda başlayabilir.
Anoreksiya nervoza’nın ergen kızların
%0,5 ile 1’inde görüldüğü tahmin edilmektedir. Kızlarda erkeklerin
10 ila 20 kat daha sıktır.
En sık olarak gelişmiş ülkelerde ve
balerinlik ya da mankenlik gibi ince olmayı gerektiren mesleklerde
çalışan genç kadınlarda görülür.
Biyolojik, sosyal ve psikolojik
faktörler anoreksiya nervozanın sebepleri arasında yer alır.
Anoreksiya nervoza hastalarının kız
kardeşleri hastalığa yatkındır, fakat bu yatkınlık genetik
etkenlerden çok sosyal etkileşimle ilişkili olabilir. Aile
bireylerinde majör duygudurum bozuklukları genel popülasyona oranla
daha sıktır.
Anoreksiya nervoza genellikle 10-30
yaşlar arasında başlar. Bu sınırlar dışındaki hastalar tipik
değildir ve tanı sorgulanmalıdır. 13 yaşından sonra hastalığın
başlama sıklığı hızla artar; 17–18 yaşlarda maksimum sıklığa ulaşır.
Hastaların %85’in de başlangıç 13–20 yaşlar arasındadır.
Kilo kaybetmeye yönelik yersiz
davranışların çoğu gizli olarak yapılır. Anoreksiya nervoza
hastaları çoğunlukla aileleriyle birlikte ya da halka açık yerlerde
yemek yemeyi reddederler.
Ne yazık ki iştah kaybı anlamına gelen
“anoreksi” sözcüğü yanlış adlandırmadır, çünkü hastalığın geç
dönemlerine kadar iştah kaybı oldukça nadirdir. Yemek tarifi toplama
ve başkaları için özenli sofralar kurma tutkuları yoğun olarak
yiyecek düşündüklerinin delilleridir. Bazı hastalar yiyecek
alınımındaki istemli kısıtlamayı sürekli olarak kontrol edemez ve
tıkınırcasına yeme atakları olur. Bu ataklar genellikle gizlidir ve
sıklıkla geceleri olur. Yeme ataklarını sıklıkla istemli kusmalar
izler. Hastalar kilo vermek için laksatif hatta diüretik
kullanırlar. Ritüelistik egzersizler özellikle aşırı bisiklet binme,
koşma ve yürüme sık görülen aktivitelerdir.
Obsesif-kompulsif davranış, depresyon ve
anksiyete literatürde anoreksiya nervoza da görülen en sık
psikiyatrik semptomlar olarak geçer. Hastalar katı ve mükemmeliyetçi
olma eğilimindedir. Somatik yakınmalar ve özellikle epigastik
rahatsızlık sıktır. Zayıf seksüel uyum bozukluğu olan hastalarda
sıklıkla tanımlanmıştır.
Hastalar genellikle kilo kayıpları gözle
görülür hale geldiğinde tıbbi incelemeye alınırlar. Kilo kaybı
derinleştikçe hipotermi (35,8 dereceye kadar), buna bağlı ödem,
bradikardi, hipotansiyon ve lanugo (yeni doğanınkine benzer saç
görünümü) gibi fizik belirtiler gözlenir ve bazı metebolik
değişiklikler ortaya çıkar.
Bazı anoreksiya nervoza hastalarında
zorla kusma ya da müshil ve dürietik suiistimaline bağlı hipokalemik
alkoloz görülebilir.
EKG değişiklikleri potasyum
kayıplarından da olabilir ve ölüme götürebilir. DSM-IV iki tip
anoreksiya nervoza tanımlar; kısıtlı tip ve tıkanırcasına
yiyen/boşaltan tip. Tıkanırcasına yiyen/boşaltan tip sıktır,
anoreksiya nervoza hastalarının %50’sin den fazlasında gelişir.
Klinisyen hastada kilo kaybına neden
olabilecek medikal bir hastalık (beyin tümörü ya da kanser gibi)
olmadığından emin olmalıdır.
Anoreksiya nervoza, tıkanırcasına yeme
ataklarıyla giden ve hastaların kilolarını normal sınırlar
içerisinde tuttukları bulimia nervozadan ayırt edilmelidir. Bulimia
nervosada nadiren %15’e varan kilo kaybı olur; bununla birlikte bu
iki hastalık sıklıkla birlikte görülür.
Anoreksiya nervoza’nın gidişi çok büyük
farklılıklar gösterir-tedavisiz spontan düzelme, çeşitli tedaviler
sonucu düzelme, dalgalanan kilo alımlarını izleyen relapslar,
açlığın komplikasyonu olarak giderek kötüleşen ve ölümle sonuçlanan
gidiş gibi –genellikle prognoz iyi değildir.
Birçok hastane tedavi programına
hastaların kısa dönem cevabı iyidir. Çalışmalar %5–18 oranında ölüm
olduğunu göstermektedir. İyi sonucun göstergeleri; açlık hissinin
kabul edilmesi, daha az inkâr, daha az immatürüte ve gelişmiş öz
güvendir.
Anoreksiya nervoza hastalarının
%30-50’sin de bulimia nevroza semptomları bulunur ve bunlar
genellikle anoreksiya nevroza başladıktan sonra ilk 1,5 yıl içinde
çıkar.
Anoreksiya nervoza’nın karmaşık
psikolojik ve medikal belirtileri bireysel ve aile terapisi ve
gereğinde hospitalizasyonu içeren kapsamlı bir tedavi planı
önerilir. Davranışçı, interpersonel ve kognitif yaklaşımlar ve bazen
de ilaç uygulaması yapılmalıdır.
Hospitalizasyon; Anoreksiya nervoza
tedavisinde ilk olarak hastanın beslenme durumu düzene sokulmalıdır,
zira dehidratasyon, ölümcül açlık ve elektroit dengesizliği ciddi
sağlık sorunlarına hatta ölüme yol açabilir. Genellikle ve beklenen
kilonun %20’ den fazlasını kaybetmiş hastaların yatırılması
önerilir, bu oran %30’u aşmışsa 2–6 aylık psikiyatrik
hospitalizasyon gerekir, çoğu hasta psikiyatrik tedaviye ilgisiz ve
hatta dirençlidir; doktorun ofisine yakınları ya da arkadaşları
tarafından gönülsüz getirilirler. Sıkı uygulamalar gerekli olduğunda
akrabaların hekime ve tedavi ekibine güveni ve desteği mutlaka
gereklidir. Sadece malnütrisyon komplikasyonlarına bağlı ölüm riski
söz konusuysa hasta isteği dışında yatırılmalıdır.
Anoreksiya Nervoza DSM-IV-TR Tanı Ölçütleri
-
Yaşı ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda ya da bunun üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olmayı kabul etmeme (örn. beklenenin %85’inin altında bir vücut ağırlığına sahip olmaya yol açan bir kilo kaybı ya da büyüme dönemi sırasında, beklenenin %85’inin altında bir vücut ağırlığına sahip olmaya yol açacak bir biçimde beklenen kilo alımını gerçekleştirmeme).
-
Beklenenin altında bir vücut ağırlığına sahip olmasına karşın kilo almaktan ya da şişman biri olmaktan aşırı korkma.
-
Kişinin vücut ağırlığı ya da biçimini algılama biçiminde bozukluk olması, kendini değerlendirmede vücut ağırlığı ya da biçiminin anlamsız bir etkisinin olması ya da o sırada vücut ağırlığının düşük olmasının önemini inkar etme.
-
Bayanlarda menarş sonrası amenore, yani, en az üç ardışık menstruel siklusun olmaması. (Sadece hormon verilmesi sonrası menstruasyon dönemleri oluyorsa o kadının amenoresi olduğu düşünülür, örn. östrojen uygulaması.)
|